MİNE BÜLBÜL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MİNE BÜLBÜL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2017 Çarşamba

CUMHUR'UN CUMHURİYETİ

CUMHURUN CUMHURİYETİ
M. K. ATATÜRK 19 Mayısta  Samsun'a çıktığında Osmanlı zulmü altındaki Türk Halkı kendi içinde gizli bir CUMHURİYET  tohumu saklıyordu.
Havza da bu birbirine bağlı fedakâr vatan sevdalılarını gördü ve sonra Ankara'da bu kendi imkânları ile içinde Cumhuriyet saklayan yapıyı önce kitaplardan okumuştu Ankara'ya geldiğinde üstü küllenmiş ancak hala sıcak, hala kor ateşle için, için yanan yapıyla karşılaştığında umutlar yeşermeye başlamış güneş ufukta belirmeye başlamıştı.
Ahiler iç Anadolu da toprağın tohumu sakladığı gibi saklıyor uygun ışık ve su kaynağında yeşermeyi serpilmeyi büyümeyi bekliyordu. Osmanlının çürümüşlüğüne karşın yapılan gizli antlaşmalara  karşı,  Hürriyet ve İstiklal uğruna bir hiç olmayı göze alan Vatan Evlatlarından biri sadece biri olan,
Çanakkale  Kahramanı M. Kemal ile kanlanacak can  bulacaktı.
Cumhuriyeti halkın ta kendisi kurar. Cumhuriyet bir halkın yüreğinde gizli belleğinde Önderimizin deyimi ile dimağında yaşar. Cumhuriyet halkın kendinde yaşayışında duyularında karakterindedir.
Lider ancak öncülük eder güç verir, hız verir, derler, toparlar hedefe odaklanmasını sağlar, içindeki cevheri açığa çıkarır.
Biz el ele tutuşup birbirimizle dayanışamıyorsak hiç kimse bir çare bulunmasına olanak yoktur.
Parlattığınız isimler, ancak bizlerin fakrı zaruretinden fayda sağlar. Bu bugünkü düzenek siyasilerin hepsi için aynıdır.
Meral'i Ümit i Metin' i Ayşe'si Ali'si ve diğerleri, yenisi, eskisi.
Hepsi üç aşağı beş yukarı birbirinin aynısıdır.
İğfal edilmişte olsa elimizde İrfanla kurulmuş, kanla yazılmış;
Cumhuriyetimiz var.
Ve yapacağımız tek şey 'aslımıza dönmektir'.
Cıvık, derişik maddeler gibi 'O' olmadı 'Bu' 'Şu' olmadı 'Bu yerine;
Kenetlen bütünleş, kendin Varol.

10 Nisan 2017 Pazartesi

"İKTİDARLAR ve DARBELER" Kemalist Öğretmen MİNE BÜLBÜL

İKTİDARLAR ve DARBELER
Kemalist Öğretmen MİNE BÜLBÜL
Yönetimi Halktan
Oy ve ya baskıyla aldıkları icra hakkını günümüze kadar keyfi hüküm hakkı olarak kullanmış, nadide Türk Devriminin niteliğini işbirlikçileri ile derece derece sapmalar tezgâhlamışlardır.
İlk sapma; Türkçeleştirme adı altında 1945 yılında Anayasal düzlemde yapılmıştır.
O günden bu yana Halkın kendini yönetme hakkı her yasa çalışması ile imtiyazlı genel vekiller yoluyla kesilmiş, kendini yönetme hakkı belinden kırılmıştır. Halka ait bütün topraklar çiftlikler kamu malları fabrikalar, ilk önce öz işleyişinden kopartılmış daha sonra zarar gerekçesi ile yok pahasına satılmıştır. 
Halkın iradesi ve beklentileri yadsınmaya değersizleştirilmeye başlamıştır. 
Geldiğimiz bu son nokta; ise tam bir teslimiyet ve güncel yaşamının her alanında görünmez bir işgaldir. Emperyal sistemin köleleri haline getirilişimizin, yasallaştığı günleri yaşamaktayız.
Tam bir teslimiyet, tam bir toplama kampına dönüşen memleket için; artık buradan öteye köy yoktur.
Bizler ne Suriyeli ne de Arap’ız!
Biz bin yıllardır hürriyet ile yaşayan bir medeniyetin temsilcileriyiz. 
Bin yıllardır tüm Milletlerin çekindiği yürekli, cesur, taklit edilen asıllarız.         
Türk Milleti Asilleriyiz.
İktidarı ve muhalefeti ile birlikte sahnelenen danışıklı döğüşü; her verdiğimiz oyun, keyfi ve kötüye kullanımını, içimiz yanarak, ah ederek yalnızca seyir edebilmekteyiz.
Dünya üzerindeki en mükemmel örgütlenmeye sahip Türkiye Cumhuriyeti;
Jeopolitik durumu ve mükemmel örgütü ile emperyalizmin ana hatta yegâne hedefi olmuş tarihsel dokümanları bile yok edilmiş, değiştirilmiş illümine edilmiştir.
Bu gün nadide Türk Devriminin tasfiyesinde son nokta yaşanmaktadır.
Çünkü Atatürk’ümüzün adım adım kurduğu KEMALİST sistem;
bu gün bile çağın ötesine geçtiği iddia edilen medeniyetlerin bile yakalaması zor dayanışma,  eşitlik hakça paylaşma ve örgütlenme temalarına bağlı Türk Ülküsü üzerine inşa edilmiştir.
Felsefecilerin, Doktrinlerin, Emperyallerin ve kendini her zaman halkın üzerinde gören zümrenin, kabul edemeyeceği kadar mükemmel olmasıdır.
Hiç bir doktrin, Kemalist sistem kadar detaylı, incelikli, sevgili koruyucu ve kollayıcı değildir.
Felsefe ise olması gerekeni söyler ancak eldeki olanaklar ile ne yapılacağının cevabını asla veremezler. Çözüm getirmek en iyiyi bulmak ve yaşatmak Kemalist Sistemin en işlevsel özelliğidir.
Ve Kemalizm dünyada kurulmuş sistemlerin en mükemmeli ve en kâmilidir.
Onun için adı Kemalizm’dir. Anadolu tasavvuf geleneğinin son ulaşımı, son noktasıdır.
Dünyaya gelmiş geçmiş en mükemmel lideri bağrından çıkaran Türk Milleti bu gün yok olma, vatanında parya olma, esir düşme imzasını kendi atacak kadar tarihinden ve Türklük bilincinden, İstiklalinden, Egemenliğinden uzağa atılmıştır. Bu yılların umut yitirimidir.
Ulu Önderimiz M. Kemal ATATÜRK Cumhuriyetçi, Devletçi, Milliyetçi, Halkçı, Laik ve Devrimci yapıyı halkına, gençliğine, askerine, polisine, her vatandaşına ayrı ayrı emanet etmiş,
Sonsuza dek Türk Milletini aydınlatacak İstiklal Güneşinin işleyişini yapısını örgütünü ortaya koymuş ve bununla da yetinmeyip, bu günleri yaşayabileceğimizi düşünerek Taşlara, Anıtlara nakşettirmiştir.
Ulusal Egemenlik için; bir Ulusun kendi yetkinliğini kendinin ortaya koyması irade ve hürriyet için her an her yerde hazır tetikte hazır olma gerekliliği vardır. Bizler Türk milleti olarak uzun süredir yönetime güvendik sadakatle bağlı kalarak, her oy kullandığımızda hayır ve uğur diledik. Ancak sadece temenni ve dileğin duanın yeterli olmadığı gün aşikar ortadadır. Çok geç kalmış olsak bile bize düşen Devrim Kâmili olmak ve Kemal olmaktır.
Atatürk’ümüzün ve Kurulan Cumhuriyetimizin;
Onurlu Hürriyet ve İstiklal sahibi vatandaşları olmaktır.
Vatanımız, Bayrağımız ve İstiklalimiz için yine
Ya istiklal, Ya ölüm!