26 Aralık 2018 Çarşamba

KEMALİST ÖĞRETMEN MİNE BÜLBÜL ''HÜR CUMHURİYETİN MERKEZİ''

HÜR CUMHURİYETİN MERKEZİ 
  27 ARALIK 1919, ATATÜRK’ÜN ANKARA'YA GELİŞİ
    ATATÜRK, 
   Cumhuriyet Gazetesi sahibi ve baş muhariri Yunus Nadi’ye verdiği bir mülakatta şöyle der;
‘’Ben Ankara’yı coğrafya kitabından ziyade, tarihten  öğrendim ve Cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Hakikaten Selçuki idaresinin inkısamı üzerine Anadolu’da teşekkül eden küçük hükümetlerin isimlerini okurken ‘Ankara Cumhuriyeti’ni görmüştüm!’ Tarih sayfalarının bana bir CUMHURİYET MERKEZİ olarak tanıttığı, Ankara’ya geldiğim O gün gördüm ki, aradan geçen asırlara rağmen Ankara’da hala 'O Cumhuriyet kabiliyeti' devam ediyor!

  NASIL OLDU?
     Padişah ve İngilizlerin Anadolu’daki işgale karşı direnme çabalarını bastırmak için düşünülen M. Kemal ismi üzerinde uzun tartışmalar yapılmıştı. Damat Ferit Paşa’nın kefaleti neticesinde karar verilmiş, M. Kemal’in adı  Malta Sürgünleri listesinden çıkarılarak Padişahın özel yetkili Yaveri olarak Anadolu’ya gönderilmek, üzere görevlendirilmişti. Bu görev, M. Kemal için, Milletin sinesinde, İrade-i Milliye’nin ortaya çıkarılması anlamı taşıyordu.
   
  VER ELİNİ ANADOLU,
   Amasya ve Erzurum’dan sonra Sivas en geniş çaplı Kongre idi. Sivas Kongresi ağır şartlar altında akd edilirken Heyeti Temsili’ye Delegelerin ‘’mali durumumuz müstakili yete izin vermediği’’ yönündeki görüşlerine karşılık M. Kemal ‘’….fakat biliniz ki halk buna meydan vermeyecektir.. ‘’çıkışı ile son bulur.
  Tutuklanmaktan bir kaç saat farkla kurtulan, M. Kemal KAYSERİYE oradan da Mucur'a geçer. 
  M. Kemal, Hacı Bektaş’da Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Baba ile can cana gelerek 'HAK YOLUNDA' irade koymak üzere sözleşirler. Tekrar Mucur'a dönen M. Kemal gittiği her merkezde şehrin ileri gelenleri ve özellikle gençler ile esaslı görüşmeler yaparak, aslında küçük kongreler akd ediyordu. Sivas Kongresi Saltanat ve Damat Ferid Paşanın baskısı altında kalmış, M .Kemal’in Heyeti Temsiliye Başkanlığı, bertaraf olmuştu, çözülmeler ve kopuşlar başlamıştı. Beynam’da uygunsuz koşullarda sabahlanılmış, ıskartaya çıkacak bir otomobil ile Ankara’ya doğru yol alınıyordu. VE

ANKARA’lılar
     M. Kemal'i neredeyse 7 gündür bekliyordu !

  ANKARA
  Evliya Çelebi, Ankara için ‘Osmanlı’nın elinde ebed eyleye’ dediği şehir yıkılmaz kalesi ve halkının sağlamlığı ile seyahatnamesinde dikkat vermişti.
  1893 yılında demiryoluna kavuşan Ankara, dört tarafından Anadolu’ya sahip bir merkez konumundadır.  
1893 yılında Sam Elliot’un tespitine göre 18 bin Türk 11 bin Hristiyan olmak üzere 29 bin kişi yaşamaktadır.
 Daha önce tiftik ve tarım ticareti ile çok zengin yaşam süren Ankara, 19. Yüzyıl’a yoksullaşmış olarak girmiştir. Ayrıca şehrin iki yanında bataklıklar oluşmuştu. Sıtma ve verem, savaş kadar can almaktaydı. Aslında havası sağlam ve memuru, esnafı, köylüsü dirençliydi. 24 Oğuz boyu, Ankara ve o’na bağlı orta Anadolu kentlerinde çoğunlukta ve ağırlıktaydı.

   KIZILCA GÜN 
   Oğuz Boyu, AHİ Ocakları ve onların güvenlik kolu olan seğmenlerce, Oğuz gelenekleri her şeye rağmen sürdürülüyordu. Tarihte, KIZILCA GÜN adıyla anılan, halkın tehlikeli ve zor günlerde, toplanarak irade koyduğu günler bir Oğuz geleneğiydi. Selçuklu’nun çözülmesinden hemen sonra ‘AHİ CUMHURİYETİ’ ile geleceklerini teminat altına almışlar, Osmanlıya da yön vermekten geri kalmamışlardı.
   Bir Kızılca gün, yaşayan Ankara M. Kemal’in gelişinin bir gün öncesinde, ‘Sancağı Mihraba’ dikerek ilanı yapmıştı. Ve artık Ankara’lılar M. Kemal’i bekliyorlardı.

   ÖNDER MİLLET 
  Dikmen sırtlarında, yani KIZILCA YOKUŞTA, Seğmen Tertibinin başı çektiği Şehrin ileri gelenleri ve halkın büyük özlemi ve tezahüratı ile karşılandı.
Seğmenlerin, ‘Millet yolunda ölmek’ andı ile duygulanan, M. Kemal’in gözleri yaşlanarak, duygulanmış, daha sonra merkeze doğru  hareket etmiştir.
ANKARA KLUBÜ 'SEĞMENLER'



MİLLET ÖNDERİNİ,
ÖNDER MİLLETİNİ BULMUŞTU!

     İRADEYİ MİLLİYE MERKEZİ  
   Ankara’ya geldikten sonra Osmanlı Mebusan Meclisini tercih eden arkadaşları o’nu yalnız bırakmıştı. O asla gerçek bir İrade-İ Milletten ve kararından sapma göstermedi. Heyeti Temsiliye neredeyse yalnızca kendisinden ibaretti. Ancak yılmadı. Heyeti Temsiliye adına İstanbul’a giden arkadaşlarını nerede ise telgraf yağmuruna tutarak ‘İRADE-İ MİLLİYENİN ANKARA’da’ olduğunu bildiriyordu. Arkadaşları hemen dönmedi, ancak Osmanlı Mebusan Meclisinin, son kanunu, Misakı Milli sınırları yasası oldu.
  Yine telgrafları ile İstanbul ve Saltanatı muhalif devletlere savunarak İstanbul’a, gerçek iradenin, Ankara olduğunda ısrar ediyor, Ankara’ya gelmelerini bildiriyordu. Ankara’da geçirdiği yalnız günler o’nun için Halkçılık ilkeleri üzerinde yoğunlaşarak çalışma zemini verdi. Osmanlı’ya çevrilmiş olan silah, Wilson Prensipleri ile sağlamlaştırılmış, meşruiyet bulmuştu. M. Kemal hemen bir konferans vererek, Wilson Prensiplerinin, Millet’inin de temel hakkı olduğunu vurguladı. Kısaca düşman tezcizatı ile düşmanı vurmuştu.
VATAN ÜZERİNDE VAR OLMA HAKKINI, ‘O’ VE MİLLETİ KULLANACAKTI !


  MESLEĞİ TÜCCARLIK OLMAMALI!
    Ankara’da bulunduğu süre içinde, Sivas’ta çıkarılan ve adını kendi koyduğu, İrade-i Milliye gazetesini, Ankara’ya taşımak istemiş ancak gazetenin sahibi izin vermeyince Ankara’da ‘Hakimiyeti Milliye’ adında bir gazete çıkarmıştı. Gazetenin mesleği bölümünde çok dikkat çekici bir yazıyı M. Kemal bizzat yazdırdı.

’Bugünden itibaren mevki-i intişara çıkan ve sütunlarında bütün Anadolu ile onu alâkadar eden muhitlerin ahvâl ve hadisâtını ihtiva edecek olan gazetemize bu ismi tesadüfi olarak vermedik Gazetemizin ismi, aynı zamanda takip edeceği tarik-i mücâhedenin de nev’idir. Şu halde diyebiliriz ki, Hâkimiyet-i Milliye’nin mesleği, milletin müdafaa-i hâkimiyeti olacaktır.’'


  BENİM KARAKTERİM HÜRRİYET VE İSTİKLAL !
  ‘O’ nu dahi yapan en kötü şartları, kendi lehine çevirmekteki ustalığıydı. Bu ustalık, 
       HÜR AKIL ve HÜR  KARAKTERİN, 
    bilgiyle, bezenmesinden meydana gelmişti.
  İstanbul’da ecnebilerin, nasihat ve planları ile vakit geçiren arkadaşları, çaresiz son ile karşı karşıya kalmış Ankara’ya gelmeye başlamışlardı. 

  EŞSİZ MİSAFİR 
Artık bütün ibreler, Ankara ve Ankara’nın eşsiz misafiri fahri Ankara’lı M. Kemal’i gösteriyordu .
O, direncin, dürüstlüğün,
     gerçek, İRADE-İ MİLLİYE’nin TEMSİLCİSİYDİ.
BÜYÜK ÖNDER, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİ,
burada açacak;
 Misak-ı Milli’yi, istiladan arındıracak ve Lozan’da BARIŞI sabitleyecekti.

  İş bununla da bitmeyecek, topyekun Kalkınma ve İyileşme hamlesi başlatacaktı.
DAYANÇ; TÜRK MİLLETİ’NİN, FEDAKARLIĞI AZMİ VE ZEKASI İDİ !
ÖNDER VE MİLLETİN, EL ELE, GÖNÜL GÖNÜLE, VERDİĞİ ANKARA
HÜR CUMHURİYET MERKEZİ ANKARA 

HÜR CUMHURİYET TÜRKİYE'NİN MERKEZİ 


27 ARALIK 1919
ATATÜRK'ÜN ANKARA'YA GELİŞİNİN
99. YILI KUTLU OLSUN!
  Avrupa ve Anadolu’dan sürülüp atılmaya çalışılan, hatta bitirilmek istenen, bir Millet ve Merkezi Ankara, bu tarihten sonra,
TÜM MAZLUMLARIN, ZİYARETGAHI OLACAKTIR.

1 yorum:

  1. ‘‘Bir Kaç Kelimelik İzahat’ adlı mektubunda (yazısında) şu satırlara yer veriyor. ‘Dünya yüzünde tek ve nufuzlu bir Şehir olan Ankara, sarsılmaz kahramanlığı sayesinde bütün müslüman milletlerin gayretlerini O’nun ümid mihrakında asri bir ziyaretgah olmuştur.’’ HÜSEYİN. KADRİYE, Mukaddes Ankaradan Mektuplar syf 20 .

    YanıtlaSil