7 Kasım 2017 Salı

LAİKLİK, Kemalist, Uzman Öğretmen "MİNE BÜLBÜL"

LAİKLİK
Laiklik daha çok hukuki bir mefhumdur, bu mefhumun din adamları arasında din karşıtlığı gibi gösterilmektedir.
Modern devlette laiklik dinlerin yerini alarak, vatandaşlar için kabulü zorunlu bir inanç sisteminin de mevcut olamaması demek değildir.
Laikliğin hukuk bakımından ifade ettiği mana; devletin din işlerine müspet veya menfi bir şekilde yani lehte ve aleyhte müdahale etmemesi demektir.
Gerçek bir laiklikte din düşmanlığı değil, tarafsız bir davranış   mevcuttur. Laik devlette; devlet dini olmaz, olmamalıdır.
Laiklik; modern devleti belirten bir vasıftır, aynı zamanda laiklik uygar yaşayışın bir şartıdır.
Laik sistem, din ve dünyevi işleri otoriteden ayırmıştır. Laik Devlet vatandaşlarının dünyevi ve beşeri ihtiyaçları ile ilgilenen ve bunları karşılamaya çalışan devlettir.
Genel ve ortak anlamıyla laiklik dini ve dünyevi otoriteyi yekdiğerinden ayrılmamanın, din işlerinin ferdin hususi hayatı sayılarak, ferdin vicdanına terk edilmesi ve devletin dinler karşısında tarafsız kalarak din hürriyetini sağlaması diye açıklanır.
Babamın kitap aralarına aldığı bu  notlardan anlaşılacağı üzere laiklik bir ayrışmanın bir imtiyazlaşmanın sınıflaşmanın önüne geçerek toplumu sıkı sıkıya birbirine bağlayan ahlaki ve hukuki temellerde en büyük ortak payda ile modern çağdaş diğer uluslar ile işbirliğini kuvvetlendirecek düzenektedir. Kapalı dinsel, etnik temelli bir yapıyı ortadan kaldıracak şekilde EVRENSEL DEĞERLER içeren hayati önemde bir ilke olarak TÜRK DEVRİMİNE hayat veren, can veren KÖK bir ilkedir.
Kongreler gerçekleşirken ortak karar alınarak İslam'ın kendi içinde var olan laiklik ilkesi uygulanmış, ULUS DEVLET aşamasında ise bu değer, evrensel değerler ile bütünleşmiştir. T.Cumhuriyetine kapalı içe dönük eleştirilerinin ne kadar haksız ve mesnetsiz olduğu, sadece bu İlkeyi incelemekle bile mümkün  görülmektedir. Ve bu bir çeşit manevi cihad anlamı taşımaktadır.
İslam dini açısından baktığımızda durum yine bu kadar ulvi ve mükemmel nitelik taşımaktadır. Cihadların en güzeli zorlamadan, incitmeden bir İMRENME duygusu vererek gerçekleştirmek değil midir? İşte ATATÜRK önderliğinde yapılanan TÜRK DEVLETİ bu irfan dolu esaslar ile YURT ta BARIŞ CİHAN da BARIŞ diyerek cihadların en güzelini en hayırlısını mükemmel şekilde yasallaştırmıştır.
Bu düşünceler ile yaşayış biçimi aslında hepimizin gizli belleğinde, duygu hafızasında saklanmış beklemektedir! Yeter ki açık bir dimağ ve vicdan ile değerlendirilsin! DEVRİM İLKELERİNİ yanlış yormak anlamamak başka bir format üzerinden ve sadece açılan pencere kadarından  bakıldığında; elbette ki görüş darlığına düçar olmaktan kendinizi kurtarmanız mümkün olmayacaktır. Oysa İslam dini ilk emrinde oku, anla, öğren gibi emir sıfatlar ile hitap etmedi mi? ATATÜRKÜMÜZ ZAĞNOS PAŞA CAMİİ inde verdiği hutbede yine kutsal kitabımızın ve dinimizin yeryüzündeki akla mantığa en uygun en mükemmel DİN olduğunu özellikle EGE kıyılarındaki BALIKESİR ilinden İLAN etmedi mi?
'TÜRKÜN ULU' SU
ULU ÖNDER RUHUN ŞAD OLSUN!
'AÇTIĞIN YOLDA GÖSTERDİĞİN HEDEFE YÜRÜMEYE AND İÇTİK'

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme